I.
Elbet ben ölürsem (öleceğim ya) üstümü su sesiyle örtecekler. Orası mutlaka şehir olmaktan çıkacak. (çıkmalıdır)

II.
Uygun adımlarla birbirini takip eden çiçekler dünyaya abanırken seslendik; yaşamak pahalı bir iş mi, işte gövdem, gövdemi alın. (aldılar)

III.
Buhran satılan çarşılardan çıkabilene aşk olsun. Ağzından çiçek boşalan tüccarın yabancısı mı kalmış? Ona da hakkımı helal etmiyorum.

IV.
Bakın işgal altında özgürleşemiyoruz; ölüme yaklaştıkça çarşılar kapanıyor, çarşılar yoruluyor. Bari birimiz hafifleseydik.

V.
Umut edelim; üzerimize çevrilmiş namlulardan belki çiçek çıkar. Fakat bilmek lazımdır ki hayat da, suyla ve ateşle ölüme silahlanmıştır.

(kaanozer.com)

Söyleyecekleriniz vardır... (Var mı?)

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmişlerdir.