Her geçen gün yeni bir şey daha öğreniyorum. Her geçen gün yeni bir ben daha buluyorum. Garip olansa artık kendimi tanıyamıyorum, yeri geliyor yetişemiyorum. Öyle hızlı gelişiyor ki bazı şeyler, kendimi bir anda bir çukurun içine düşmüşüm de, battıkça batıyormuşum gibi hissediyorum. Hani derler ya ‘Paçamız boktan kurtulmuyor!’ aynen o hesap. Hepimiz yaşarız, hepimiz düşeriz, hepimiz bir gün o boka batarız… En köşede, en dipte bir yerde bir ışık vardır biliriz, tutunduğumuz daldır o, yaşanmaya katlanmak için seçtiğimiz maddedir.

Toprak kayması gibi,

bir anda her şeyin yerle bir olması gibi,

düzenin düzensizliği seçmesi gibi…

Bir şey istiyorum.

Her şeyi düzeltecek bir şey, herkesi düzeltecek bir şey… Anların içinde kaybolmaktan yoruldum. Hafızam sanki oyun oynuyor gibi bana. Hiç olmadık yerlerde, hiç olmadık şeyleri hatırlatıyor. Sonra bir anda kahkahalar hüzne dönüşüyor ya da  hüngür hüngür ağlatan o gözyaşı, aptal bir mutluluğa…

Bir kadın seviyorum, ulaşmak istedikçe uzaklaşıyorum,

o şarkıyı dinliyorum, dinledikçe sıkılıyorum,

konuştukça yoruluyorum,

anlatmaya çalıştıkça anlatmamayı seçiyorum…

Nedendir bir türlü yolumuzu bulamayışımız, bir tarafımız her şeyi isterken diğer tarafımız bütün bu her şeyden kaçmak istiyor, oturtamamışlığımız nedendir?..

Gün geçtikçe kaybetmekten korktuğum her şeyden, kendi isteğimle uzaklaşmaya başlıyorum, beklemediğim çoğu şeyi ise kazanmaya… Yazamadığım anlarda delirecek gibi olurken, yazdıkça kendimi kaybetmeye başlıyorum ya da kendimi kaybettiğimi düşündüğüm yerde tamamen kendimi görüyorum.

Bazen insanları seyrederken buluyorum gözlerimi. Öyle sıradan bir seyretmek değil

baya baya,

uzun uzun…

Bugün de herkesin bir beklenti içinde olduğunu farkettim mesela… Küçücük bir şey dahi olsa beklenildiğini… Duraktaki nefeslerin, gelen tramvayda bir boşluk bulabilmeyi beklemesi gibi,

oturacağı cafede boş bir masayı bulabilmeyi beklemesi gibi,

kadının sevdiği adamı beklemesi gibi,

mavi gözlü çocuğun, gamzeli kadını her geçen gün biraz daha istemesi gibi,

yağmurdan sonra gökkuşağını,

geceden sonra güneşi beklemek gibi….

En basitinden bir dakika sonrasını, o delik deşik eden bir dakika sonrasını beklemek gibi…

Ben seyrediyorum, onlarsa yaşıyor… Herkes bir şekilde kendi yolunu bulmaya çalıyor.

Aslında herkes asla bulamadığı, o kendi benliğini bekliyor…

(beatkusagi.com)

Söyleyecekleriniz vardır... (Var mı?)

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmişlerdir.