Duyguların en zirvede duranını ve huzur verenini arıyoruz: Ulaşamayacağımızı bilsek de sırf ulaşmak istediğimiz bir şey bulmuş olmanın tadını çıkardığımız o günün hayali ile hırpalanıp duruyoruz. Uğradığımız şehirlerde, sevdiğimiz insanlarda, bazen ölümüne hissettiğimiz ama asla ölecek kadar hissedemediğimiz şeylerin “Bir gün elbet” kararlılığının kağıt kesiği gibi bir acıyla son bulması da kaçınılmaz oluyor. Buna rağmen kalbimizde olup da hiç kimseye duymayı başaramadığımız dile getirilmesi imkansız duygularımızı, acılarımızı, üzüntülerimizi yeni cümleler ve yeni hayatlarla reforme etmek mantıklı geliyor.

Deliler gibi aşık olmak isteyip olamamanın sancısını/eksikliğini kitaplardan alıntı hayatlarda dindirmek/gidermek ne kadar mantıklı ise…

Söyleyecekleriniz vardır... (Var mı?)

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmişlerdir.