“Yok saymak en kolayı: sanki hiç var olmamış, sanki öyle sarılmamış, öyle gülmemiş, sanki hiç sevişmemiş gibi.“

Hiç ummadığınız bir anda çıkar karşınıza: kendinizi ait hissetmediğiniz bu yüzyılda, tam da (siz) kucağındayken yalnızlığın. Hep esirgeyen hayatınızın cilvesidir bu. Kimsenin kaburga kemiğinden yaratılmadığınız ama onun köprücük kemiklerinde yerinizin olduğunu düşünmeye başladığınız bir dönemdesinizdir artık. Her birine sıkı sıkıya tutunduğunuz yüzlerce umut tıkar ağzınıza ve yine hiç ummadığınız bir anınızda şehvetle ağzınıza tıkadığı o umutları kusturup, hiç dolmayacak bir boşluğa iter sizi. Yaşadığınız birçok şeyin samimiyetsizliğinden yakınmaya başlarsınız. Dengesizleşir, hissizleşir, uzaklaşmak istersiniz tanıdığınız yüzlerden (İnsan kalmaya uğraşmaktan vazgeçersiniz).

Yok saymak istersiniz: sanki hiç var olmamış, sanki öyle koklamamış, öyle öpmemiş, sanki hiç birlikte uyumamış gibi. Yok saymak en kolayı. Kolay dediğime bakmayın, kokusu içinize sinerek uyuduğunuz biri…

Kuş olsanız göğsüne konasınız gelir.

Söyleyecekleriniz vardır... (Var mı?)

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmişlerdir.