Hatırlıyor musun beni? Hayır dur, yalnızca kapat gözlerini. En iyi karanlıkta anlarsın enleri ne denli sevmeyişimi. İnkârın işe yaramayacak, biliyorsun. Kalabalıktan kaçıp sığınak edindiğin yere bakmayı ne ara unuttun? Ya o yalnızlık başkalaşınca boy verdiğin aynılardan, umduğun her sahnede yamuk duran ucu kırık aynadan beklediğin ne varsa üstünü örtmeyi? Yağmur sandığın gri kuşların ardını da görmedin değil mi? Oysa yalnızlığın başlangıcının doldurma hevesi olduğunu söylemiştim sana, tüm sözlüklerde çizmiştik üstünü.

Benden korkmaya daha ne kadar devam edeceksin?

Uyumadan önce içtiğin masalları raflarda biriktiriyormuşsun. Bense üstüme karmaşık cümleler örtüyorum her uyanıklığımda. Üşüyorum, üşüyorum ve hepsi siliniyor. Hala seviyorum sora sora yol bulmayı. Seninse arayışında olduğun yollar dahi olmazdı, asla yerinde de kalmazdın. Nerde bir güzellik görsem gözlerim dolar, nerde bir kötülük görsen ağlarsın. Seni tüm deliliklerin ötesinde bilmeyi ben seçmedim. Yine de rastgele bir sayı tutsak mucize denecek şeylerden olurdu.

Aklımdan geçen şarkılar radyoda çalmıyor. Şarkılarımı radyolar anlamıyor. ”Bu zamana ait değilsin.” demiştin. Haklı olduğunu sana hiçbir zaman söylemedim. Zamanla yaşayan sendin, sonsuzluğu mesken eden ben. Haydi biraz yürüyelim. Kaldırım taşlarına inanıyorum. Buna inanırken içimin kuytularında yankı bulan melodiye aldırmamayı umardım ya da bu durumda hiç de şikâyetçi kalmadım ya da ne hoş özgürlük şu belirsizlik. Biliyorum, “değil” diyeceksin. Çünkü senin için bir elma yalnızca bir elmadır. Ne var ki net çizgilerinin yarattığı çiziklere acıtmamayı öğrettim. Her biri bana birer yorgunluk hediye etti, dün onları çekmecemde buldum.

Hiçbir şeyin var olamayışını anımsıyorum, yok diyebilen? Ansızın duraksayıp “ben ne yapıyorum?” demek için güzel bir gün olabilirdi. Demiyorum, demeyeceksin. Hayatın neresinde başlayacağız yaşamaya desem gözlerin yerle sarılıyor. Suskunluğun farkına vardığımda kırılan birkaç ipin ardından bakakalıyorum. İplerimi kırabilirler ancak zincirlerim kopmuyor. Kim iliştirdi onları bana? Ne şaheser ama cevap arama hevesi bile getirmiyor.

Her neyse sus biraz ve üç dediğimde gözlerini aç.

Beni hatırlamamaya devam et. Geç karşıma “öyle işte”li cümleler kur ve biz tüm bunlara anı diyelim anın hakkını vermişçesine.

Bir daha ki karanlıkta beni anlamıyor olacaksın. Gri kuşlar uzaklaştı, gitmeliyim.

Bir, iki…

(beatkusagi.com)

Söyleyecekleriniz vardır... (Var mı?)

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmişlerdir.