​Ölümün soğuk yüzünü öpmek kalırsa hayattaki pişmanlıklarından geriye,
Gelecek değil kalan günlerini saymaktır yaşam dediğin artık, ne kurtarırsan…
Benliğinin çürümüşlüğüyle yüzyüze gelmişsindir bir kez, olacakları değil olanı gördün.
Sarılamazsın hayata, sarılamadın çünkü yitip gidene, sadece bakabildin arkasından.
Giden de sendin zaten, bunu bilerek istediğin ne böyle ihtirasla?
O soğuk yüzü öptüğün gün vedalaştın kendinle, şimdi istediğin kadar tutun hayata.

Evim lanetli, kapısında mühür
Duvarlarında delikler, geçmiş çabaların izleri,
Kim bozar bu döngüyü ben istemezsem eğer?
Kurtulamazsın çamurdan, saplanırsan bir defa, zorlama

Gördüğünü sandığın şey, en çok istediğindi o,
Darbelerle kasılır karnın, tutunma bildiğin acılara
Kaskatı kesilirse ancak bedenin çok geçtir her şey için,
Vaktin varken kaç, her şeyden, bu sanrıdan

Evim lanetli, kaç kurtar kendini
Duvarlarında delikler, geçmiş çabaların izleri
Bildiğin yalnızlıksa bilmediğin ağız dolusu geçmiş
Kurtulamazsın çamurdan gelme bir daha geri

Sesin dışarıdan duyulmaz, kapanırsın en derin yerine,
Orada seni bekler özeti anlamsızlığının
Vaktin var mı çıkmaya bu dipsiz odadan?
​Kaskatı kesilirse ancak bedenin, çok geçtir her şey için

Still moving silently with the heartache of consciousness
With knowing that it will never end without pretending 
Some creature that you have to be
Being is the necessity, you can’t stay away 
Being a creature that you have to be
So one day you’ll find yourself
In a ‘thing’ that includes you inside
You won’t know where you are
You’ll think you are the ‘thing’
A colourful, beautiful human body
Without any suspect, with full of self confidence, full of pride
With a decayed real one inside
Covered with the thing which has dreams of future
Embellished with desires.